14 MAYIS ECZACILIK GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
Değerli Basın Mensupları,
Bu gün 14 Mayıs 2013… Bilimsel eczacılığın başlangıcı sayılan 1839 yılından bu yana 174 yıl geçmiş durumda. Aradan geçen bu yıllar içerisinde biz eczacılar, geçmiş birikimleri ile insanı ve insan sağlığını merkezine alan dolayısı ile yaşadığı toplumun tüm sorunlarına duyarlı olan böylesi anlamlı bir mesleğin parçası olduğumuz için onur duyuyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
Öncelikle Hatay Reyhan’lı da kaybettiğimiz onlarca insanımıza tanrıdan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Hepimizin başı sağ olsun. Yaşanan bu olaylar aradan yıllar geçmesine rağmen Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünün anlam ve önemini acıda olsa bizlere bir kez daha hatırlatmıştır.
Değerli Basın Mensupları,
Eczacılar olarak özellikle yıllardır ülkemizin bir bölümünde yaşanan, binlerce insanımızın hayatını kaybettiği ve içimizi yakan bu acıların bitmesi adına başlayan olumlu sürecin, kimi çevreler tarafından siyasi rant olarak kullanılmadan, Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinden ödün vermeden halk için ve halkımızın istediği doğrultuda sonuçlanmasını diliyoruz. Çünkü bizler biliyoruz ki ülkemizde yaşanan bu sorunlar son bulmadan sağlıklı, gelişmiş ve demokratik bir ülke olma şansımız bulunmamaktadır.
Değerli Basın Mensupları,
Yıllardır sağlık sisteminde ciddi değişim yaşandığını her fırsatta sizlerle paylaşıyoruz. 2000’li yılların başlangıcından günümüze kadar sağlık alanında bir çok değişimi hep birlikte yaşadık. Yaşanan bu değişimlerde eczacılar olarak gerçekleştirilen olumlu adımları alkışladığımız gibi yanlış bulduklarımızı da ülkemize ve halkımıza olan sorumluluklarımız gereği belirtmeyi ihmal etmedik .
Şüphesiz ki hepiniz kısa süre önce yakalandığı hastalığı yüzünden kullanması zorunlu olan ilaca ulaşamayan Edirne’li üniversite öğrencisi Dilek Özçelik’i basında çıkan haberlerden hatırlıyorsunuzdur. Birkaç gün boyunca görsel ve yazılı basın Dilek’i manşetlere taşımış olsa da maalesef konunun özüne ve çözümüne yönelik pek bir şey yapılamadı. Bugün yine ülkemizin çeşitli bölgelerinde başka dilek’ler bu tür hayati öneme haiz ilaçlara ulaşamamakta ya da haftalar sonra ulaşabilmektedir. Sorunu özetlemek gerekirse;
Sağlıkta dönüşüm dediğimiz değişim süreci bu gün hastanın doktora ve ilaca ulaşımını kolaylaştırsa da bu kolay ulaşımın sonucu olarak da Sosyal Güvenlik Kurumunun harcamaları fazlasıyla arttırmıştır. 2005 - 2006 yıllarında hastalarımızın doktora gitme sıklığı yıllık ortalama 2.5 iken bugün yıllık olarak yaklaşık 8’e çıkmıştır.
Yine 2005 yılında yıllık toplam sağlık harcaması 13.608 milyar TL iken bugün 46 milyar TL’ye (yaklaşık 3.4 katına), ilaç harcamaları ise 2005 yılında yaklaşık 7 milyar TL iken, bu gün 16 milyar TL (2.3 katı ) civarına çıkmıştır.
Oranlardan da anlaşılacağı gibi, sağlıkta dönüşüm olgusu, gelinen nokta da sağlık giderlerini arttırmış, SGK da bu giderleri aşağıya çekebilmek için çeşitli uygulamaları hayata geçirmiştir. Özellikle kamu kurum ıskontosu uygulamaları bu gün bu tür ilaçlara ulaşılamamasının en büyük nedenlerinden biridir. Kısacası kamu kurum ıskontosu ilaç firmalarının yurtdışında 100 Euro’ya sattıkları bu tür bir ilacı Türkiye’ de 60 Euro’ya satmak zorunda kalmaları anlamı taşıdığından ilaç firmaları bu tür ilaçları ülkemize getirmemektedirler. Bu gün çoğunlukla ileri üretim teknolojisi gerektiren ve bazı hastalıkların tedavisinde olmazsa olmaz durumda olan ilaçlar maalesef ülkemizde özel izinle TEB tarafından getirtilerek hastalara ulaştırılmaya çalıştırılmaktadır.
Bu noktada buradan yetkililere bir kez daha kamuoyu nezdinde seslenmek istiyorum. Başta kanser olmak üzere kimi kronik hastalıkların pençesine düşen hastalarımızın, ilaca ulaşamaması gibi bir gerekçe ile tedavi alamamasını ve hayatını kaybetmesini engellemek için biran önce gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak bu tür ilaçların tüm eczanelerimizin raflarında yerini alması sağlanmalı ve hastalarımızın ilaca ulaşımı kolaylaştırılmalıdır.
Değerli Basın Mensupları,
Eczacılar olarak bizlerin, hasta danışmanlığı, ilacın hastaya ulaştırılması, hastaların tedavilerinin izlenmesi gibi görevlerimizi yerine getirirken, sürekli zorluklarla karşılaştığımızı da biliyorsunuz. Eczanelerimizde bizleri hastalarımızla karşı karşıya getiren mevzuat uygulamaları, ilaç ile hastanın arasına çeşitli adlar altında paranın girmesi, eczacıların içinde bulunduğu ekonomik darboğaz, yeni açılan eczacılık fakültelerinin mezunlarına serbest eczane açmaktan başka şans tanınmaması, ilaç şirketlerinin umursamaz ve duyarsız tutumları, ilaç fiyatları baskılanmaya çalışılırken eczacının emeğine el konulması gibi sorunları sürekli olarak yaşıyor ve artık bu sorunlarımızın son bulması gerektiğini kamuoyuyla bir kez daha paylaşıyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
Biz eczacılar, tüm bu olumsuz koşullara rağmen, kamu yararını önceleyen anlayışımız ile halk sağlığı yararına eczacılık hizmeti vermeye devam edeceğimizin bilinmesini istiyor ve tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Eczacılık Gününü içtenlikle kutluyoruz.
ADANA ECZACI ODASI
15 Mayıs 2013 Okunma Sayısı : 2184
Yazdır