BASIN AÇIKLAMASI

  ARTIK YETER!

ECZANELER YANGIN YERİ

Basına ve Kamuoyuna;

Halkımıza sağlık ve ilaç hizmeti veren ülkemizin 28.000 eczacısı, bıçağın kemiğe dayandığı günlerden geçiriyor.

Sağlık politikasının adı “ilaçta tasarruf” olunca, hem hastalarımızın ilaca ulaşımı hem de eczanelerimizin geleceği tehdit altına alınmıştır.

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık harcamaları içinde ilaç dışı harcamaların payı önemli ölçüde artmış olmasına rağmen sadece “ilaçta tasarruf” önlemleri uygulanmaya devam ediliyor. Oysaki Türkiye, benzerleri arasında kişi başına ilaç harcaması en düşük olan ülkelerden biridir.

Son 4 yıldır sürekli değişen uygulamalar ile ilaçta tasarrufun bedelini halk ile eczacıya ödettiriliyor.

Biz, halkımız ile ilaçta fiyat farkı, bedelini ödenmemesi gerekçeleri ile karşı karşıya kalmak istemiyoruz. Muayene ücreti tahsildarlığı yapmak istemiyoruz. Sağlık hizmetinde bu kadar çok ekonominin yer almasını doğru bulmuyoruz.

Özellikle konsolide bütçe ve yeşil kartta ilacın bedeli zamanında ödenmesini istiyoruz. İlaç fiyatlarındaki indirimlerin yükünü sadece eczacılar çekmemelidir.

Şimdi bir de avans adı altında bizim hastalarımıza verdiğimiz ilaç bedelinin %10-25’nin belirsiz bir zamanda ödenmesi tehlikesi ile karşı karşıyayız. Zaten ekonomik sıkıntı içinde olan eczacı, avans sistemi ile eczanelerinin kapısına kilit vurmak zorunda kalacaktır.

2005 yılından bu yana Kamuya ilaç verirken yaptığımız eczacı ıskontolarının yanında, bizlerle ilgisi olmamasına rağmen, Kamu Kurum Iskontosu adı altında yeni bir ıskonto vermek zorunda bırakıldık.

Eczaneler dört yıldır ayakta kalma mücadelesi veriyor. Eczanelerin üçte biri, “yakın kapanma tehlikesi” ile karşı karşıya. Hükümet, eczanelerin verdiği danışmanlık ve ilaç hizmetini umursamıyor. Devlet serbest eczaneyi gerçek sağlık hizmet sunucusu olarak görmüyor. Oysa eczaneler yaygınlıkları ve eczacılar sundukları danışmanlık hizmeti ile sağlık sisteminin önemli bir parçasıdır. Sağlık sisteminin giriş kapısı ve son halkası olarak eczacılar, vazgeçilmez sağlık çalışanlarıdır.

Eczanelerimiz ticarethane değil, sağlık kuruluşlarıdır.

Son günlerde de 6197 sayılı eczacılık temel yasasına “eczacı-eczacı” ortaklığı konularak, eczanelerin şirketleşmesinin, tek elde toplanmasının ve el değiştirmesinin önü açılmaya çalışılmaktadır. Türkiye’de büyüyen ilaç pazarındaki payını artırmak isteyen çok uluslu şirketler, pazarın büyümesinde eczanelerimizi engel olarak görmektedir.

Bizler, eczacıyız. Mahalledeki, köşe başındaki, halka en yakın sağlık danışmanıyız.

Bilgimizle, eğitimimizle ve eczanelerimizle hastalarımıza hizmet vermek için çabalıyoruz.

Fakat Sesimize, haykırışımıza kulak tıkıyorlar.

Hem meslek örgütümüzü, hem de 28.000 eczacının haklı taleplerini dinlemiyorlar. Kamu ve hatta Bakanlar verdikleri sözleri tutmadılar, imzalarını reddettiler. Bilindiği gibi, Temmuz ayında uzun süren görüşmeler sonucunda Bakanlar kamu kurum ıskontolarını eczanelerin üzerinden almaya üstelik ÜÇ BAKANLA imza atarak söz vermişlerdi. Ancak, bu sözlerinin gereğini yerine getirmediler. Bu da yetmezmiş gibi, SGK tamamen kamu yararı ve hasta sağlığı için gerçekleştirdiğimiz bazı reçetelerin eşit dağıtımı sistemini tek taraflı ve hukuksuz biçimde iptal etti.

Yasaların Türk Eczacıları Birliğimize vermiş olduğu yetkisine karşılık, Sağlık Uygulama Tebliği’nden, imzalanan protokolde taraf olmaktan çıkartıldık. Hükümet açıkçası örgütlü gücümüzü ve yasaları hiçe saymaktadır.

2009 için yine ilaç alım protokol krizi yaşıyoruz.

Sosyal Güvenlik Kurumu ile görüşme masasındayız. 31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanmazsa Sosyal Güvenlik Kurumu hak sahipleri ilaçlarını eczanelerden alamayacak. SGK’nın bugünkü tavrı ile yeni bir sözleşme şansı görünememektedir.

Bizler;

Halkımızın sağlığını korumak için,

Halkımıza sağlık ve ilaç hizmeti sunmaya devam etmek için,

Eczanelerimizin kapanmaması için,

YAŞAMAK ve YAŞATMAK için,

Temel taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz.

Eczacılık temel yasasının şirketlerin değil, bu mesleği yapan eczacıların ihtiyaçlarına, halk sağlığına yanıt verecek şekilde değiştirilmesini istiyoruz.

İlaç Fiyat Kararnamesi’nin 2004’ten beri değişmeyen karlılık kademelerinin ve oranlarının günün gereklerine uygun bir biçimde yeniden düzenlenmesini istiyoruz.

Yeşil kart ve konsolide bütçeye bağlı hak sahiplerinin reçete geri ödemelerinin zamanında yapılmasını istiyoruz.

Hükümet meydanlarda “ücretsiz muayene” propagandası yaparken eczanelerden 10 YTL muayene tahsilâtı yapmak istemiyoruz.

Sürekli değişen ilaç alım koşulları ve çalışmayan SGK provizyonu nedeni ile hizmetimiz kesintiye uğratılmasını istemiyoruz. Halkımızın ilaca ulaşımının engellere, ilaçta tasarrufa, kırtasiyeye, bizleri bıktıran bürokratik işlemleri istemiyoruz. Çağdaş eczacılık hizmeti vermek istiyoruz.

Bizler, bu taleplerimizi pek çok platformda dile getirdik ama kesinlikle karşılık alamadık.

Artık sözün bittiği yerdeyiz. Bu nedenle, ilk olarak 21 Aralık 2008’de, Ankara’da, tüm eczacılarımızın, eczane çalışanlarının ve hastalarımızın katılacağı bir yürüyüş ve ardından miting düzenleyeceğiz.

Tüm diğer meslek ve emek örgütlerinin, bizimle birlikte bu bedeli ödeyen eczane çalışanlarımızın ve halkımızın bize destek vereceğine inanıyoruz.

  
ADANA ECZACI ODASI


04 Aralık 2008     Okunma Sayısı : 2084     Yazdır