Hoş geldin 2007 !

Ülkemiz ve mesleğimiz açısından önemli bir yılı geride bıraktık. Bu yoğun yılın ardından, 2006 dan 2007’ye sarkan gündemler bu yılın ne kadar önemli olacağının göstergesidir.

AB tartışmaları tüm yılın en önemli konularından biri oldu. Bizler hep AB’nin Türkiye’ye olan tavırlarını ve bizlerin onlara olan tepkilerini tartıştık. Aslında AB gündemi renkli olmayan tartışmalar içinde geçti. Doğrular, yanlışlar birbirine karıştı. Enteresan gelişmeler de yok değil, bu güne kadar AB’den yana olanlar AB ye karşı çıkmaya başladı. Anlamsız bir kavram karmaşası ile toplum yönlendirilmeye çalışılıyor. Asıl sıkıntı AB konusu iç siyasetin malzemesi haline geldi. Bizim siyasetçilerimizin seçim amaçlı hesapları yüzünden, AB ile ilgili tüm tartışmalar kısırlaştı. Avrupa yönünden ise AB projesinin ekonomik projeden siyasi bir projeye dönmesi gerekirken bu başarılamadı, bu da AB projesinin de tıkanmasına neden olmaktadır. 2007 de AB yönünden yaşanan tartışmalar gelişmeler geçmiş yıldan farklı bir görüntü sergilemeyecektir.

Türkiye’de ilk defa bir hükümet 5. yılına giriyor. Bu hükümet, rejim tartışmaları da dahil olmak üzere hemen her konuda çok tartışıldı. 2007 yılı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler ile seçim yılı olacak. Ancak seçim yasasının en önemli sorunu olan, halkın yeterince meclise yansımamasıdır. Baraj sorunu halledilmeden yine mevcut seçim yasası ile seçimlere gidilecek. Yani değişen bir şey yok. Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere halk kendi temsilcisini kendisinin seçemediği müddetçe demokrasinin sağlıklı işlemesinden, seçim sonuçlarının bir farklılık getirmesinden bahsetmek çokta doğru değil. Marjinal gruplar bildiğimiz gibi yine söylemlerine devam edecek yani klasik siyaset devam edecek. Meclis yine liderlerin tercihi ile belirlenen etkisiz vekiller ile dolacak. Azınlık oyu ile çoğunluk yönetiminin sağlandığı böyle bir sistemde; Cumhurbaşkanlığının da bu partinin bir hakkı olarak görülmesi çokta anormal bir durum sayılmaz herhalde? 2007 de hepimiz yeni Cumhurbaşkanımız ve yeni Başbakanımız ile tanışacağız. Hayırlı olmasını diliyorum.

Hemen yanı başımızdaki Ortadoğu artık eskisi gibi değil. Özellikle Saddam’ın asılması ile yeni bir evreye girildi. ABD’nin Irak’ta yaptıkları yüzünden, yeni bir Ortadoğu oluştu. Bu Ortadoğu “demokrasi getireceğiz” safsatacılarından, emperyalist güçlerden sonra nasıl şekillenecek? Bunu bugün tespit etmek çok zor ancak artık demokratik ve barışçı bir Ortadoğu’nun da olmadığı çok açık. Özellikle Saddam’ın asılma şekli ABD’nin Irak’taki iç savaşı körüklediğini, Sünni ve Şii savaşı çıkartmak istediğini görmemek mümkün değil. Sonuç itibari ile Dünyada “11 eylül sonrası dönem” tüm özelliklerini sergilemeye devam ediyor. 2007 yılında da sıcak Ortadoğu ve dünyadaki egemen güçlerin baskıcı yaklaşımlarının bizleri olumlu etkiyeceğini söylemek çok zor.

Hükümetin sağlıkta dönüşüm projesinin temeli 2006 da yasallaştı. Genel sağlık sigortası hayata geçti. Yeni sosyal güvenlik kurumu kuruldu, Aile hekimliği pilot uygulamalara başladı. Sosyal Güvenlik Kurumu tüm sigorta kurumlarını tek çatıda toplayacak. Bu anlamda Bağ-kur, Emekli Sandığı, SSK tarih oluyor derken uygulamaya 1 hafta kala Anayasa Mahkemesi tarafından yasanın bazı maddeleri iptal edildi. Genel Sağlık Sigortası, Aile Hekimliği ve tek Sosyal Güvenlik Kurumu bizim için olduğu kadar tüm vatandaşlar için çok önemli ve bir o kadar da ilgide olan konular. Hükümetin teorikte ve söylemlerinde bahsettikleri ile pratiği birbirini tutmamaktadır. Tüm sivil toplum kuruluşlarının söyledikleri dikkate alınarak bu konularda kararlar verilmesi gerekirken tam aksinin yapılması mevcut belirsizliği ve endişeleri daha da arttırmaktadır. 2007 de ne kadar ilerleme sağlanır çokta tahmin etmek mümkün değil ama 1 ocakta başlayacak uygulamanın altı ay ertelenmesi uygulama zamanı ve sıkıntıları açısında bir gösterge gibi geliyor.

Sağlıkta traji komik uygulamalarla 2006 da sıkça karşılaştık. Kolesterol ilaçlarını karşılamadaki mantıksızlıklar, obez hastalarda yarattıkları sıkıntılar, BUT’taki sürekli değişiklikler derken ödenmeyen ilaç listesinin sürekli uzaması. Her ay sayfalarca bu mevzuat karmaşalarına ilişkin yazılar gönderdik sizlere. Bu kadar çok değişiklikler karar vericilerin ne kadar beceriksiz ve bilgisiz olduklarının göstergesi değil midir? 2007 de BUT u hazırlayanların daha akılcı kararlar almasını temenni ediyorum.

Rekabet kurumu Adana Eczacı Odasına para cezası verdi. Mahkememiz devam ediyor. Aralık ayında rekabet kurumu ile başka bir konuda tekrar karşı karşıya kaldık. 2007 de rekabet kurumu ile karşılaşmalarımız devam edecek. Toplumsal faydanın bireysel faydadan önce geldiğini bilmeyen yada başka bir deyimle bireysel kurtuluşun bizim meslekte mümkün olmadığını bilmeyen, bireysel faydandan medet uman meslektaşlarımızın odamızı şikayet etmelerinden vazgeçmesini diliyorum. Bilişim çağında hiçbir şeyi gizleme şansımız yok. Bizler deve kuşu misali sadece başımızı gömebiliriz ama tüm heybeti ile gövdemiz dışarıda. Hiç kimse zannetmesin ki yaptıkları yanlarına kar kalacak. Yaptığınız tüm bireysel davranışlarda Deontoloji dışı tüm davranışlarınızda önce siz zarar göreceksiniz. Temennim 2007 de enerjimizi birbirimizden uzaklaştırıp dışarıya doğru bir sinerji ile mesleğimize kalkan yapabilmemizdir.

2006 yılı Adana Eczacı Odası’nın 50. yılı idi. Yakışır bir programla kutladık. Ve bir başka anlamlı iş daha yaptık. 50 yıl anısına ADANA ECZACI ODASI ANAOKULU yaptırıyoruz. 50. yıl kitapçığı ile tarihimizi belgeledik. Eczane çalışanlarına yönelik eğitim kurslarına başladık. Kısacası 2006 da neler yaptığımızı sizlere her ay gönderdiğimiz faaliyetlerimizi anlatan e-haber bülteni ile yazdık. 2006 da rutin oda faaliyetlerini ve gelişmeleri günlük yaptığımız çalışmalar ile aşmaya çalıştık. 2007 nin ilk günleri yaşadığımız kaosa bakılırsa yeni yılın nasıl gideceği ve yoğunluğu belli oldu diyebiliriz.

GSS, Aile Hekimliği, 6197 sayılı eczacılık yasası, ilaç kurumu taslağı 2007 nin en önemli konuları. Eczacılığın değişimini hep birlikte yaşıyoruz. Mücadele hayatın her alanında gerekli ve bir başka gereklilik ise umut. Mesleğimizde hep birlikte varolma mücadelesine devam edeceğiz ama hiçbir zaman umutlarımızı tüketmeden. “Sensiz bir eksik olacağız” bu anlamlı sloganda olduğu gibi hep birlikte dayanışma içinde olmalıyız bu mücadelede.

2007 de dünyada ve ülkemizde barışın ve insani değerlerin egemen olması,

Mesleğimizin ve bizlerin güzel bir gelecek dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum.

Ecz. Burhanettin BULUT
Başkan


05 Ocak 2007     Okunma Sayısı : 3452     Yazdır