ODA BAŞKANIMIZIN TEB 45.OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMASI
Oda Başkanımız Ecz. Ezgi ELEKARIŞMAZ'ın Türk Eczacıları Birliği 45. Olağan Büyük Kongresi Konuşmasının video linki;
ODA BAŞKANIMIZIN 45. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMASI - YouTube
20-23 Kasım 2025 tarihinde gerçekleşen Türk Eczacıları Birliği 45. Dönem Olağan Büyük Kongresinde Oda Başkanımız Ecz. Ezgi ELEKARIŞMAZ kürsü alarak görüşlerini aktardığı konuşması;
Öncelikle, geride bıraktığımız 2 yılda verdikleri emekler için Türk Eczacıları Birliği yöneticilerimize ve Türk Eczacıları birliği çalışanlarımıza teşekkür eder,
45. Olağan Büyük Kongremizin mesleğimiz için faydalı olmasını temenni ederim.
Değerli meslektaşlarım,
Konuşmama askeri uçak kazasında hayatını kaybeden şehitlerimizi anarak,
Vatan uğruna yaşamını feda eden tüm şehitlerimize Allahtan rahmet, ülkemize başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum.
Depremlerden, yangın ve afetlerden sonra, insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu bize bir kez daha ispatlayan, Kartalkaya’da meydana gelen facianın travmasını henüz atlatamamışken, Kocaeli’de iş sağlığı ve güvenliğinin hiçe sayıldığı bir fabrikada patlama sonucu insanların yaşamını yitirdiği haberini aldık. İçlerinde, okulda olması gereken yaşta , para kazanmak zorunda kalan çocukların da olduğu kazada canını kaybeden tüm insanlarımızı rahmetle anıyorum.
İnsan hayatı ucuz dedim.
Ülkemizde her yıl yüzlerce kadının yaşam hakkı elinden alınıyor. Toplumda fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet başta kadınlar olmak üzere, her yaştan, her cinsiyetten insanı gün be gün mağdur haline getiriyor. İçinde bulunduğumuz koşulların yarattığı güvensizlik ve umutsuzluk hastalığının ilacı, hepimiz için yasaların uygulanması, tarafsız ve adil yargılamanın sağlanmasıdır. Adaletin doğru işlediği ve yargının bağımsız olduğu bir ülkede huzur içinde yaşamak ve yaşatmak, hepimizin görevidir.
Değerli Başkanlar, sayın delegelerimiz,
Umut mücadele gerektirir, umudumuzu yeşertmek için hep beraber çok çalışmamız gerektiğinin farkındayız.
Bugüne kadar bir sonuca ulaşamadığımız meslek hakkına giden yol için hep birlikte ve güçlü adımlar atılması en büyük önceliğimiz olmalı.
Eczanelerimizin içinde bulunduğu ekonomik şartların ivedilikle düzeltilmesi; bunun için, sektörün üç bileşeninden biri olan biz eczacıların, hep kaybeden konumda bırakan uygulamalara son verilerek İFK’da gerekli düzenlemelerin mutlaka yapılması gerektiğini yıllardan beri dile getiriyoruz.
Eczanelerin gider kalemlerindeki artış göz önünde bulundurulduğunda, güncellenen protokoller eczacı ekonomilerini enflasyonla mücadelede oldukça geri planda bırakmaktadır. Dahası, protokol görüşmelerinin gecikmesinden kaynaklı eczacılarımız eksi faturaları faiziyle öderken, alacaklarını zararına tahsil ediyor. Bunun yanı sıra, KKİ ile ilgili de görünmeyen iskontoların eczacıya ek külfet oluşturması, majistral ilaç tarifesinde düzenlemelerin yetersizliği, ilacın ucuz olmasını isterken bulunamaz hale dönüşmesi artık gerek hastalarımızın gerekse bizlerin kronikleşen sorunları arasında yer alıyor.
Bir de bazı özel dağıtım kanallarının, firmalardan uzun vade ile aldıkları bazı ilaçların ödemesini olduğundan daha kısa vadede talep ederek eczacının kazancına göz dikmesi meselesi var. Zaten ekonomik darboğazda olan eczacılarımızın nefes alamayacakları bir ortama sürüklenmelerine engel olmamız gerekmektedir.
Bir diğer önemli konu da,
Eczane ürünlerinin internet üzerinden satışları ve sosyal medyadaki tanıtımlarıyla ilgili. ODALARLA Eczacıları karşı karşıya getiren bu mevzuat sorunun çözümü için, eksikliklerin ivedilikle gelişen teknolojiyle uyum sağlaması , gerekli çalışmaların tamamlanması gerekmektedir.
Değerli meslektaşlarım,
Bilindiği gibi, eczane kalemlerimiz bir bir elimizden gitmektedir. Yakın zamanda radyo-opak maddeler eczanelerden alınıp hastanelere verilmiş, Ardından geri ödemeye alınan, akıllı ilaç olarak tabir edilen ilaçların da sadece hastanelerden karşılanmasıyla bu ilaçlar da eczane pazarımızdan çıkmıştır.
Değerli meslektaşlarım,
Yeni nesil ilaçlar, uygulanan kur politikası sebebiyle ülkemize gelemiyor. Piyasada akıllı ilaç olarak bilinen birçok kanser ilacı için -hastalar avukat avukat gezdirilip mağdur ediliyor. Sosyal devlet anlayışımız rafa kalkmış durumda.
Halk mağdur, eczacının eli kolu bağlı, TEB sessiz...
Fakat biz yine de Sağlık Bakanımızın halka sözünü verdiği rahim ağzı kanseri aşısının geri ödemeye alınması sözünü tekrar tekrar hatırlatalım.
Değerli meslektaşlarım,
Diğer bölgelerde ne şekilde yaşandığını bilmiyoruz. Ancak bölgemizde,
SGK kesinti itiraz komisyonumuzun üst komisyona gönderdiği evrakların sonucundan oda olarak haberimiz olmamaktadır. Sonuçlar belli olduğunda odaya dahi bildirilmemektedir. TEB komisyon yetkilisinin evrakta anlamadığı bir husus olduğunda odanın komisyon yetkilisinin veya oda başkanının aranmadığına da şahit olduk. Hatta kesinti yaşayan bir eczacımız TEB’e ulaştığında “Oda yetkilileriniz ilgilenmemiş-oda yetkiliniz itiraz şerhini yeterli düşmemiş” denerek çatı örgütümüz tarafından eczacı ile eczacı odasının karşı karşıya getirilmesi durumunu da yaşadık. Bu noktada Tek bir telefonla iletişim kurularak çözülebilecek sorunun bu noktalara gelmesi, TEB ile Eczacı odalarının iletişimsizliğini ortaya koymaktadır.
Bunun yanında,
SUT’un farklı bölgelerde farklı yorumlanarak, uygulamanın değişkenlik göstermesi hastanın ilaca erişimini engellemektedir. Hasta ve eczacı tarafının, mağduriyetlerin önlenmesi için SGK nezdinde SUT uygulama birliği çalışmaları yapılmalıdır.
Bugün kamu eczacılarımız da emeğinin karşılığını almakta zorlanıyor.
İş yükleri ağır.
Eczacı istihdamı, eczacıya en çok ihtiyaç duyulan yer olan kamuda yetersiz.
Hastane eczacılarımız için özlük haklarını iyileştirmede uzun yıllardır yol katedilemediğini, katsayı sorunlarının kronikleştiğini, görev, yetki ve sorumluluklarının eczacılık alanından idari işlere kaydırıldığını ve hastane bütçelerinde büyük yükü sırtlanan eczacılarımızın, idari temsiliyetlerde yeterli yer bulamadıklarını üzülerek görüyoruz. Bununla beraber, kamuda çalışan hekim ve diş hekimlerinin ek ödemelerinde iyileştirmeye gidilmiş, ancak eczacı bu iyileştirmenin dışında bırakılmıştır. Ek ödeme emekli keseneğine dahil edilmediğinden eczacılar emeklilikte çok düşük maaşla yaşamak durumunda bırakılmaktadır.
Değerli meslektaşlarım bir diğer konumuz ise klinik eczacılık.
Klinik eczacılık, dünyanın birçok ülkesinde hastanelerin klinik rutinine entegre olmuş bir meslek alanı haline gelmiştir. Ancak ülkemizde bu süreç hala ağır adımlarla ilerlemektedir.
Klinik eczacılık alanında eğitim almış nitelikli öğretim üyelerinin bulunduğu üniversitelerde, uzmanlık eğitiminin verilebilmesi için eğitici kriterlerinin acilen güncellenmesi gerekmektedir. Mesleğimizin kaçınılmaz biçimde evrim geçirdiği bu dönemde klinik eczacı sayısının artırılması, hastane eczacılarının meslek sonrası eğitimlerle güçlendirilip klinik süreçlere dâhil edilmesi gerekmektedir. Bu sayede, hem istihdamı artıracak hem de klinik eczacılık sistemi tam anlamıyla yerleşene kadar ilaç ve hasta güvenliğinin korunmasında önemli bir destek sağlayacaktır.
Değerli Hazirun,
Odamızda, 1 Kasım 2025 tarihinde yardımcı eczacılarımızın geniş katılımıyla bir çalıştay gerçekleştirdik. Mesleğin en yeni ve en genç üyeleri, mesleğimize ve meslek örgütlerimize bakış açılarını detaylıca değerlendirdi.
Şimdi sizlere genç meslektaşlarımızın düşüncelerini ve çalışmalarını aktaracağım.
Eczacılık mesleğine dair değerlendirmelerde mesleğin saygınlığını kaybetme kaygısı öne çıkmıştır. Meslekten beklentilerde ise ilaç güvenliğinin sağlanması, hasta ile ilişkiler, farmasötik bakım danışmanlığı, sürekli eğitim ve gelişim, ilacın her aşamasında eczacının aktif rol alması gerektiği belirtilmiştir.
Meslek örgütleriyle ilgili değerlendirmelerde ise; ilaç yokları, eczacı istihdamı, özlük hakları, eczacılık eğitimiyle ilgili sorunlar ön plana çıkmıştır. Eczacıların sorunlarıyla ilgili olarak yetersiz ve çözümsüz kalındığı da belirtilmiştir.
Yardımcı eczacılık konusunda; görev yapacak eczane dahi bulamadıkları bir noktaya geldiklerini ifade etmişlerdir. Bununla beraber yardımcı eczacılık sürecinin çok belirsiz, iş tanımı olmayan, özlük haklarının ya hiç olmadığı ya da çok istismar edildiği belirtilmiştir. Kalfa-çırak-eczacı ilişkilerinin belirsizliği nedeniyle temizlik, kuryelik, çay servisi gibi işleri yapmak, kalfalar tarafından mobbinge uğramak, eczane işletmeciliğiyle ilgili yeterli deneyim kazanamamak, başta ücret olmak üzere çalışma saatleri, molalar, nöbet sonrası çalışmaya devam etmek gibi iş kanununa aykırı, özlük haklarını gasp eden uygulamalara maruz kalmak yaşanan en büyük sorunlar olarak ortaya konmuştur.
Çözüm önerilerinde ise;
* Fakülte sayıları ve kontenjanlarının azaltılması,
*Görev tanımlarının yapılması, işe başlarken özlük haklarına uygun iş sözleşmesinin düzenlenmesi ve denetiminin sağlanması
*Mobbing bildirim hattının oluşturulması ve takibinin yapılması
*65 YAŞ üstü eczacıların yardımcı eczacı çalıştırması
* SUT ve eczane işletmeciliği eğitimin meslek örgütleri tarafından sürekli verilmesi.
*Meslek örgütleri yönetiminde genç meslektaşların daha fazla yer alması konuşulmuştur.
* İstihdam alanları ile ilgili ise;
-Akademide ve kamu hastane eczanelerinde sadece eczacıların çalışması,
-İlaç sanayii ile meslek örgütlerinin iletişiminin artırılması
-Cirolarına göre ecza depolarında çalışan eczacı sayısının artırılması ve
-Diğer kamu kurumları başta olmak üzere, evde bakım, gezici sağlık hizmeti, huzurevi, cezaevi, ilacın olduğu her alanda eczacı istihdamının sağlanması ve artırılması önerilen sonuçlar arasındadır.
Bu noktada, bizler de eczanelerde yardımcı eczacı görev ve sorumluluklarının belirlenmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.
Yardımcı eczacılarımız, eczacı olduklarının unutulmamasını istiyorlar. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimize, Onların sahipsiz olmadıklarını hissettirecek ve çözüm noktasında elini taşın altına koyabilecek bir çatı örgütüne ihtiyaçları olduğunu görüyoruz.
Sözlerime son verirken,
"Dünya bir ailedir" anlamına gelen sanskritçe bir ifadeye vurgu yapmak isterim. Bu ifade, bireysel çıkarların ötesinde, insanlığın refahının, farklı bakış açılarına hoşgörülü olmanın, herkesin sağlıklı olmasının, gerçek ve kalıcı barış içinde yaşamanın önemini anlatıyor.
Ben de Birlik ve Beraberliğimiz için, mesleğimiz için, bu gidişata bir son verilmesini temenni ediyor, bu süreçte tüm yapıların birleşmesi noktasında adım atan tüm odalara ve bizimle beraber yol yürüyen Bursa Eczacı Odası başkanı Zekeriya Kolat’a ve yine bu süreçte istişare halinde olduğumuz Eskişehir Eczacı Odası başkanı Mustafa Çelik’e teşekkür eder, kapsayıcı bir Türk Eczacıları Birliği'nde, omuz omuza mücadele ile, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde,
Aydınlık bir geleceğe yeni bir merhaba demek istiyor,
Hepinizi saygıyla selamlıyorum