“Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı”
DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI,
Bilimsel eczacılığın 187. yılında, Eczacılık mesleğimizi bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ediyoruz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 1700’ü Adana’da olmak üzere 55 bin eczacı halk sağlığına hizmet sunmaktadır.
Türk Eczacıları Birliği (TEB)’mizin bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü teması: “Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı” olarak belirlenmiştir.
Gereksiz kamu harcamalarının azaltılması, erken risk tespiti sağlanması ve ulusal ölçekte veri üretilebilmesi için; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de eczanelerimizin aşılama gibi koruyucu sağlık hizmetleri sunan, bağımlılıkla mücadele ve erken tanı hizmetlerinde etkin rol oynayan merkezi bir rolü olmalıdır. Son TÜİK verilerine göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalıkların artış gösterdiğini biliyoruz. Bu nedenle kronik hastalık yönetimi, yaşlı bakımı gibi sağlık hizmetlerinin eczacı temelli bir sistemle yeniden şekillenmesi gerekmektedir. Eczanelerimiz, kolay erişilebilir yapısıyla, yaygın hizmet ağıyla, bilimsel danışmanlık kapasitesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olmalıdır. İlaç-eczacılık alanımızdaki mevzuat bu çerçevede yapılandırılmalıdır.
KIYMETLİ BASIN MENSUPLARI,
Hastanelerde önemli ilaç bütçelerini yöneten, ilaç temini, stok yönetimi ve ilaç güvenliği süreçlerini yürüten meslektaşlarımız, kadro sayısındaki yetersizlik, özlük haklarının ve ekonomik taleplerinin karşılanmaması, elverişsiz çalışma ortamları gibi yapısal sorunlar yaşamaktadır. Kamu eczacılığı güçlendirilmeden ve klinik eczacılık uygulamaları yaygınlaştırılmadan sağlık sistemimizin etkinliğini, verimliliğini ve kalitesini kalıcı olarak artırmak mümkün değildir.
KIYMETLİ BASIN MENSUPLARI,
Plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşanmaktadır. 2001 yılında 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında 1.448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3.868’e yükselmiştir. Fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Bu konuda da sorunun kalıcı çözümü için: eğitimde kalite ve akreditasyon esas alınmalıdır, akredite olmayan fakültelerin öğrenci alımı durdurulmalıdır. Eczacı istihdamının yükü, serbest eczanelerden alınmalıdır. Kamu kurumları ve ilaç endüstrisi de bu sorumluluğu üstlenmelidir.
DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI
İnsanlık, bir yandan teknolojik ve bilimsel yeniliklerin eşine rastlanmamış bir hızla ilerlediği tarihsel bir dönüm noktasındayken; diğer yandan uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesi, derinleşen eşitsizlikler, kalıcı hale gelen savaşlar ve artan toplumsal şiddet ile karşı karşıya kalmaktadır.
Diğer yandan toplumların temel önceliği, demokrasinin bütüncül bir biçimde uygulanması, yargının bağımsız ve güvenilir olması yanında düşüncenin özgür biçimde ifade edilmesinin önündeki engelleri kaldırmak olmalıdır.
Dünyada ve ülkemizde giderek artan gelirin ve refahın bölüşümündeki eşitsizlik, milyarlarca insanı yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşamaya itmiştir. Silahlanma temelli politikalar, devletlerin sağlığa yeterince bütçe ayırmamasında da temel rol oynamaktadır.
Sağlığa ayrılan kaynağın OECD ülkelerin ortalamasının çok altında oluşu, doğrudan ilaç politikalarına da yansımaktadır. Son yıllarda özellikle yüksek maliyetli yeni nesil ilaçların Türkiye pazarına girişini olumsuz etkilemekte; küresel ilaç şirketleri, düşük geri ödeme seviyeleri ve kur baskısı nedeniyle Türkiye’den yavaş yavaş çekilmekte veya çok sınırlı sayıda yeni nesil ilaçla Türkiye pazarına girmektedir. İlaç yoklukları sorunun temel nedeni ilaç fiyatlandırma politikalarının mevcut ekonomik koşullar göz ardı edilerek belirlenmesidir. Ayrıca; ülkemizde yerli ilaç üretiminin stratejik bir ulusal hedef olarak önceliklendirilmediği takdirde dışa bağımlılığı kıramayacağımızdan, ilaç yoklukları kronik bir sorun olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.
Öte yandan, TÜİK’in sağlık harcamalarıyla ilgili açıkladığı rakamlara bakıldığında, vatandaşın ilaca ödediği bütçenin arttığı görülmektedir. Bunun yanında mesleğimiz bugün; artan işletme maliyetleri, ilaç yoklukları, istihdam baskısı ve ekonomik zorluklar karşısında büyük bir mücadele vermektedir. Eczacılığın mesleki sorunları, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesinin önünde büyük bir engel teşkil etmektedir.
DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI,
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin en önemli unsurlarından biri olan eczanelerimizde sunulan sağlık danışmanlığı ve ilaç hizmetleri 6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir.
Sağlık Bakanlığımızın gündeminde olduğu ifade edilen 6197 Sayılı Kanun’a ilişkin taslak çalışmalar Birliğimiz, Eczacılık Akademimiz ve 59 Bölge Eczacı Odalarımızın katılımıyla gerçekleştirilen değerlendirmeleri sonucu ortak yaklaşımı nettir: Eczacılık mevzuatında yapılacak düzenlemeler; meslek örgütünün görüşü alınarak, kamu yararı ve toplum sağlığı odağında hazırlanmalıdır.
Söz konusu taslağında reçetesiz ilaç ve ilaçların internetten satışını düzenleyen maddeler bulunmaktadır. Tüm dünyada gelişen teknolojiye uyum sağlanırken, kazanımların yanında kayıplar da yaşanmış, özellikle toplum sağlığı noktasında reçetesiz ilacın satıldığı ülkelerde eczacının üretimden hastaya ulaştırılması ve kullanım sonrası izlemi gibi basamaklardaki rolü ortadan kalktığından; hatta bu ilaçlar eczane dışında satışa sunulduğundan; “kendi kendine yanlış uygulanan tedavi” veya “sahte ilaç kullanımı” sonucu ölümlerle sonuçlanan vakalar meydana gelmiştir.
Bu nedenle, 90’lı yılların başından beri ülkemizde zaman zaman gündeme gelen Reçetesiz İlaç kavramına ortak akıl ve örgütlü mücadele ile karşı çıktık. Toplumun sağlığını koruyan ve gözeten bir sağlık sisteminde ilacın reçete dışına çıkması, reklamının yapılması ve eczane dışından kontrolsüzce satılması; ilacı zaruri bir ihtiyaçtan, etkisi gibi yan etkisi de olabilen, son derece dikkatle kullanılması gereken bir ürün olmaktan çıkartıp, onu sermayenin hedefi olan ticari bir mal, bir tüketim maddesi haline getirecektir. Adana Eczacı Odası olarak bunun tam karşısında duruyor, hastaların doğru ilaca doğru şekilde ulaşmasının ve tedavinin sağlanabilmesinin tek yolunun eczanelerden ve eczacı danışmanlığında uygulandığı takdirde gerçekleşeceğini biliyoruz.
Bugün ülkemizde toplum sağlığını önceleyen bir sisteme doğru yol almaktansa sermayeyi destekleyen, halk sağlığını hiçe sayan, reçetesiz ilacın ve internetten satışın, halkla temasın kesildiği bir sistemin konuşulduğu bir kurgunun söz konusu dahi edilmemesi gerektiğini biliyoruz.
Ülkemizin en büyük sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığımızın ve Sağlık Bakanımızın bu konuya halk sağlığı nezdinde azami hassasiyetle ve sağduyu ile yaklaşmasını talep ediyoruz.
Son olarak Bilimsel eczacılığa, halk sağlığının korunmasına, mesleki değerler ile etik ilkelere olan bağlılığımızı vurguluyor; ülkemizin dört bir yanında görev yapan tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü kutluyor, Kamuoyuna saygılarımızı sunuyoruz.
14.05.2026