Değerli Meslektaşlarım, Seçimli genel kurulumuzu yapacağımız 22 Eylül öncesi tüm meslektaşlarımızı eczanelerinde ziyaret etmeye çalışıyoruz. Öneri ve eleştiriler doğrultusunda önümüzdeki iki yılın çalışma programını hazırlıyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemin öneminin herkes farkında. Gelecekle ilgili bir kaygı duyulduğu da açık bir şekilde hissediliyor. Doğaldır ki meslekte bilinen tüm değerlerin ve yöntemlerin değişmeye başlaması, yerine ikame edilecek olanların da belirsizliği bu kaygıyı arttırmaktadır. Yaşadığımız sorunların tümü hepimizi etkiliyor olsa da, maalesef bizleri etkileyen bölgesel konulara duyduğumuz ilgiyi özellikle uzun vadede bizleri ilgilendiren diğer konulara göstermiyoruz. Eczacılıkta yaşadıklarımız bir bütün halde bizi etkiliyor. Deontoloji ihlalleri, en az zincir eczane tehdidi kadar mesleğimizde tehlike arz ediyor. Meslek içi rekabet, hastalık misali bizleri eritmeye devam ediyor. Bugün somut olarak eczaneler arasındaki cirosal uçurum, çözmemiz gereken önemli bir sorun olarak duruyor. Günübirlik tedavi , yatan hasta reçeteleri, örnekleme yöntemi ve yeni SGKnın geri ödemeleri zamanında yapıp yapamayacağı belirsizliği gündemimizdeki diğer sıcak konular. Yatan hasta ve günübirlik reçetelerinin Pazar payı toplamı % 20 seviyelerinde. Bu önemli pazar payına ilişkin hukuki mücadele devam ederken bölgemizde Rekabet Kurumu ve Mahkeme hakkımızda diyaliz reçetelerinin dağıtımının durdurulması kararını aldı. Çukurova Devlet Hastanesinde ki tevzi büromuz kapatıldı. Önemli pazara sahip bu iki reçete türüne ilişkin Rekabet Kurumunun odamızla ilgili aldığı kararlar, eczane ziyaretlerinde fark ettik ki birçoğumuzun dikkatini çekmemiş. Mahkeme tarafından kapatılan Çukurova Devlet Hastanesi Dağıtım Büromuzla ilgili bir yorum yapanımız olmadı. SGK ve birkaç kişi bu alana müdahale ederken ve tekellerinde tutarken çoğunluğun bu konuda sessiz kalmaması gerekiyor. Her konuda duyarlılığımızı arttırmalıyız. Bahsettiğim duyarlılık kişiler üzerine kurgulu, söylemde kalan, kısır tartışma içine giren ve sorumluluk almadan muhalefet etme anlayışı değildir. Yaşadığımız sorunların kişilerden kaynaklı veya eczacı örgütlerinin yarattığı sorunlarmış gibi bir algı ile propaganda yapmak kimseye bir fayda sağlamaz. Muhalefet etme de önemli özellik gerektirir, çaba ister, daha iyisinin yapılması konusunda fikir üretilmesi gerekir, empati gerektirir ve en önemlisi de uzlaşı gerektirir. Uzlaşma, her şeyi kabullenme değildir. Uzlaşma sorun çözmek, katkı koymak, birbirine yakınlaşmak anlamında ülkemizde önemli bir ihtiyaçtır da aynı zamanda. Bugün mesleğimize karşı sistemli bir müdahale söz konusu. Sistemli müdahalenin karşısında durabilecek yegane güç örgüttür, örgütlülüktür. Örgütlerimize, odamıza sahip çıkmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. En az eczaneniz kadar örgütlerinizin de size ihtiyacı var. Yaşadığımız dönemin özelliği ele alındığında birbirinize yakınlaşmamızın, iç sorunlarımızı minimize etmemizin önemi ortadadır. Bu anlayış çerçevesinde, hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm meslektaşlarımızı dün olduğu gibi oda faaliyetlerinde görev almaya çağırıyoruz. 51. yılında Adana Eczacı Odası, bu güne kadar mesleğe emek harcayan, katkı koyan, destek veren meslektaşların oluşturduğu gelenek ile seçimli kongresini yapacak. Tarihsel birikimi, önce ülkem sonra mesleğim ilkesi ile toplumun tüm kesimleriyle ilişki kuran odamız; kadro üretti, deneyim ve dinamizmi bir araya getirdi. Üyesine fiziki ve sosyal koşullar sağladı. Dayanışmacı, katılımcı, eşitlik savunucusu ve ortak aklı hayata geçirme fikrini hep yüksekte tuttu. Sorunların ve çözümlerin merkezde olduğu, TEB görevinin ateşten gömlek olduğu bir dönemde Adana Eczacı Odası sorumluluk aldı. Adana Eczacı Odası bundan sonra da ülke sorunlarına duyarlı, meslektaşlarını kucaklayan, iletişimi güçlü, ortak aklı ile hareket eden, geçmişine sahip çıkan, gençleri önemseyen bir anlayış ile meslek mücadelesinin içinde hep olacak, akıl, bilim ve rasyonelite ile yoluna devam edecektir. Sizlerin katkı ve destekleri ile. Ecz. Burhanettin Bulut BAŞKAN
07.09.2007