14 MAYIS ECZACILIK GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI


Değerli Basın mensupları;
Bilimsel eczacılığın 166. yılında, insan sağlığı adına hizmet sunan bir mesleğin üyeleri olmaktan duyduğumuz gururla; 14 Mayıs Eczacılık Gününü kutluyoruz.
Toplumsal gelişmeyle birlikte bireyin yaşam standardının yükselmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin öneminin artması ve eczacının rasyonel ilaç kullanımındaki görevi ile sağlıktaki önemi her gün biraz daha artmaktadır.

Ülkemizde ilaç, eczacılık ve sağlıkta önemli değişiklikler yaşanmaktadır.
Geçtiğimiz bir yıl içinde ilaç fiyatları döviz kur ayarlanması, yeni ilaç fiyat kararnamesi, ilaçta KDV'nin indirilmesi ile birlikte ortalama ilaç fiyatı % 20 ucuzlamıştır. Bu gün ise bir başka ilaçta fiyat indirimi yaşıyoruz.
İlaç muadil listesinde bulunan fiyatı yüksek olması nedeni ile tercih edilmeyen bir kısım ilaçlar neredeyse yarı fiyatına düşürülmektedir. Özelikle Antibiyotik grupları başta olmak üzere, yaşanan ilaç fiyatlarındaki indirimlerin nedeni mutlaka araştırılmalıdır.
Eğer, bu gün yarı fiyatına indirilen ilaçtan kazanç sağlanabiliyorsa; yıllardır bu ilaçlardan ne kadar yüksek ve haksız kazançlar elde edildiğini gösterir. Adana Eczacı Odasının yıllardır kamuoyuna açıkladığı pahalı ilaç fiyatları bugün net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle İlaç fiyatlarına onay veren Sağlık Bakanlığını göreve çağırıyoruz.

SSK ve Yeşil kart reçeteleri serbest eczanelerden karşılanıyor.

01 OCAK 2005 tarihinden itibaren Yeşil Karta sahip hastalar, 10 ŞUBAT 2005 tarihinden itibaren de SSK'lı hastalar serbest eczanelerden hizmet almaya başladılar.
Yeşil Kartlı hastalar 01 OCAK 2005 tarihi itibariyle mevzuat açısından sorunsuz ilaçlarını alabilmelerine rağmen maalesef SSK'lı hastalar ve eczacılar özellikle ilk günlerde ciddi sıkıntılar yaşadılar.
SSK'nın prosedür ve mevzuatından kaynaklı ilk yaşanan sıkıntılar bugün itibari ile azalmış olmasına rağmen hala devam etmektedir. SSK'nın ilaç uygulama talimatı diğer kurumlarla aynı şekle getirilmesi ile ancak sorun aşılacaktır.
Adana merkezde 400' e yakın eczane SSK ile sözleşme imzalamıştır.
30 milyon SSK' lı hasta daha önce sadece bin eczacıdan hizmet alırken, şimdi 16 bin serbest eczaneden sağlık hizmeti almaktadır.
Eczacı Yeşil Kart ve SSK'lı hastaya daha iyi hizmet sunmaya çalışırken geri ödemeler, bürokrasi, mevzuat, kırtasiye gibi nedenlerle verdiği hizmetin karşılığını alamamaktadır.
Yeşil Kartlı hastaların reçete bedellerinde ciddi gecikmeler yaşanmaktadır. Eczanelerimizin Ocak ayı faturaları hala ödenmemiştir. 18 günde ödenmesi gereken geri ödeme şu anda 4 ayı geçmiştir.
SSK da ise geri ödemelerinin 5 Mayısta yapılacağını Başbakan, Bakanlar basına açıklamış olmasına rağmen hala tüm eczaneler ödemelerini alamamıştır.
Hepimiz bir geçiş dönemi yaşandığını, böylesi önemli bir uygulamada sıkıntı yaşanmamasının mümkün olmadığını elbette biliyoruz.
Ancak eczacının gündemindeki geri ödemeler sorununu bir an önce bitirilmelidir.
Eczacı geri ödeme sorunlarından kaynaklı yaşadığı problemlerden ve sıkıntılardan kendi mesleğini yapamaz hale gelmiştir. Özellikle Yeşil Kartla ilgili bekleyen ödemelerden dolayı ciddi sıkıntı çekiyoruz. Eczacıya sürekli faiz ödettirmeye kimsenin hakkı yoktur. Yeşil kart geri ödemelerinin bir an önce yapılmasını istiyoruz.

Eczacı Pazartesi peşin vergisini ödeyecek, Maliye Bakanlığı tutarını ödemediği faturanın peşin vergisini almayı nasıl içine sindirebiliyor.
Bu gidişle Yeşil Kartlı hastaların reçetelerini karşılayacak gücümüz kalmayacaktır.

Bütçede sağlığa ayrılan pay arttırılmalıdır.

Ortalama yaşam süresinin 60 lı yaşlarda olduğu, Nüfusun % 35 inin kırsal alanda yaşadığı, bebek ölüm oranlarının dünya ortalamalarından yüksek olduğu, temiz su, kanalizasyon, temiz gıda ve sağlık birimlerinin yeterli olmadığı ülkemizde mutlaka sağlığa ayrılan pay arttırılmalıdır.

Sosyal devletin gereği anayasa ile güvence altına alınmış olan "tüm yurttaşlarımızın doğuştan sosyal güvenlik kapsamı içinde alınması" vazgeçilmez bir ilke olmalıdır.

Hükümet sağlıkta primli sistemi değil genel sağlık sigortası'nı benimsemelidir!

Hükümet Genel Sağlık Sigortasını meclis gündemine almıştır.
Genel Sağlık sigortası hemen hemen her çağdaş ülkede uygulanan yöntemdir.
Bu tüm ülke vatandaşlarının bir sağlık hizmeti alma ve sağlık hizmetinin denetleme boyutu olan büyük bir organizasyondur.
Türkiye'de bunun çok gecikmiş olması önemli bir eksikliktir. Ancak, hem prim hem de vergilerden karşılanan bu sisteme ilişkin endişeler yaşıyoruz. Hükümet sağlık güvencesinin vergilerden sağlanması yerine primli sistemi benimsemiştir.

"Sağlıkta dönüşüm projesi"

Sağlığı piyasalaştırmaya, özelleştirmeye doğru götürmektedir. Sağlık hizmeti devlet güvencesinde ve kontrolünde olmalıdır. Ancak Genel Sağlık Sigortası ile devlet sağlık hizmeti sunumundan çıkma hazırlığı yapılmaktadır. "Paket anlaşma" Sözleşmeleri ile sağlık kuruluşlarını "kar amaçlı kuruluşlar" ve özel sektör ile rekabet! (nasıl rekabet olabilecekse) eden kuruluşlar haline getirilmesi planlanmaktadır. Bu özelleştirmeye doğru bir adımdır. Prim sistemi ve paket hizmeti dışındaki hizmetlerde hastadan ek ücret alınması, özellikle gelir durumu düşük vatandaşlar için, sağlık hizmetini alamamak anlamına gelecektir.
Ülkemiz OECD ülkeleri içinde, gelir dağılımı en kötü ülke olmanın yanı sıra hem genel bütçeden sağlığa ayrılan pay hem de GSMH' den kişi sağlık ve ilaç harcaması açısından en düşük ülkedir.
Eşitsizlikleri ortadan kaldırmanın yolu; hükümetlerin sağlık alanını insan yaşamı için vazgeçilmez olarak görüp, sosyal devlet ilkesine uygun biçimde devlet yatırımlarını öncelikli olarak sağlık alanına kaydırmalıdır, sağlıklı insan gücünün üretken insan gücü olduğu da unutulmamalıdır.

Sağlıkla ilgili alınan kararlar ve yasal düzenlemelerde Sağlık Bakanlığı; Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği ve sektörün tüm bileşenleri ile birlikte ortak hareket etmelidir.

Son dönemde sağlık ve ilaçla ilgili yapılan düzenlemelerde görüldüğü gibi konunun uzmanları ile birlikte hazırlanmayan ve görüş alınmadan yapılan değişiklikler ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Meslek örgütleri çıkar amaçlı kurumlar değildir. Hükümet mutlaka meslek örgütlerinin görüşlerini ciddiye almalı ve bundan faydalanmalıdır.
Gelişmiş ülkelerde konunun uzmanları; akademisyenler ve meslek örgütleri yoğun tartışmalarla sonuç almaktadır.

İlaç ve eczacılık hizmeti nitelikli hale getirilmelidir!
nitelikli bir ilaç-eczacılık hizmeti için ;

Eczacılıkta, yalnız gelişmiş ülkelerde değil gelişmekte olan ülkelerde de bir değişim yaşanmaktadır.
Bu değişime ayak uydurmak için, 1953 yılında yürürlüğe girmiş 6197 Sayılı "Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun" güncelleştirilmelidir. Bu kanun öncelikle,
*Nüfus ve eczaneler arasında mesafeye göre eczane dağılımını
*Yardımcı eczacı uygulamasını
*Meslek içi eğitimin sürekli yapılmasını
*Eczacılara emeklilik yaşının getirilmesini sağlamalıdır

Eczacılık eğitimi çağa uydurulmalıdır.

Eczacılık eğitimi ilaç konusunda yetkin, yaşam kalitesini arttıran sağlık danışmanı yetiştirmek amacı gütmelidir. Ülkemizde eczacılık eğitimi eczacıların, ilaç ve sağlık danışmanı olarak yetiştirilmesi yönünde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Eczacılık eğitimi beş yıla çıkarılmalıdır.

Ulusal ilaç sanayimiz desteklenmeli, Patent, Veri koruma gibi olgularla ilaçta tekelleşme engellenmelidir.

İlaç vazgeçilmez ve onsuz olunmaz, stratejik bir ürün olarak görülmelidir. 1980 yılında Türkiye'de tüketilen ilacın sadece % 2' si ithal iken, 2003 yılında bu oran sayısal olarak % 40'lara ulaşmış, ülkemiz giderek ithal ilaç cenneti haline dönmüştür. 1980'li yılların başında yerli ilaç sanayi pazarın % 62'sini alırken, bugün pazar paylaşımı tamamen tersine dönmüş, pazarın % 65'ini çokuluslu şirketler almıştır. Bu veriler ulusal ilaç sanayimizin giderek küçüldüğünü açıkça göstermektedir. Yerli ilaç sanayini ayakta tutacak önlemler alınmalıdır.

Ucuz ve bulunabilir ilaç: jenerik ilaç

Jenerik ilaç uygulaması, ilacın bulunabilir ve ulaşabilir hale getirmesini sağlar. Jenerik ilaçlar orijinalinden oldukça ucuz olduğundan sağlık harcamasında ilaç maliyeti azaltacaktır.

Sağlıkta önemli bir nokta olan halkımızın RASYONEL İLAÇ KULLANIMINA yönlendirecek ortak çalışmalar yapılmalıdır.

Sağlık Bakanlığı, İlaç firmaları, Tabip ve Eczacı odaları bu çok önemli sağlık sorununu hep birlikte çözmelidir. Ülkemizde UCUZ, ETKİN, VE GÜVENLİ ULUSAL SAĞLIK HİZMETİ POLİTİKASI hayatı geçirilmelidir.

İlacın topluma yönelik reklamı yapılamaz!

İlaç, onsuz olunmaz özelliği olan bir üründür. Herhangi bir ürün olmayan ilaçta reklam serbestisinin getireceği olumsuzluklar yaşanmadan bu uygulamadan vazgeçilmelidir. Hastanın kullanacağı ilaç tercihini hekim yapmalıdır.

ilaç yazım ve ödeme koşulları sorunlardan arındırılmalıdır

Maliye Bakanlığı'nın 2004 yılı Bütçesi'nde yer alan tedavi yardımları hakkındaki düzenlemeler toplum sağlığı açısından önemli sorunlara yol açmıştır.
Kamu maliyesince tasarruf tedbirleri gerçekleştirmek amacıyla yapılan uygulamalar hastaların zor durumda kalmalarına neden olmaktadır. Kanser hastalarının tedavilerinde yaşanan kargaşa ölümcül sonuçlar yaratabilmektedir. Antidepresan ilaçlar konusundaki düzensizlik hala devam etmektedir.

Pratisyen hekimlere getirilen kısıtlamaları anlamak mümkün değildir.

Hipertansiyon, osteoporoz, v.b ilaçların kullanımında hasta gözetilmeden, sadece tasarruf tedbirleri amaçlı uygulamaları doğru bulmuyoruz. İlaçta savurganlığın kaldırılması için gerekli düzenlemelerin yapılması zorunlu olmakla birlikte, uygulama yöntemlerinin tekrar gözden geçirilmesi ve rasyonel bir düzenlemeye geçilmesini gerekli görüyoruz.

Kamu eczacılarının özlük hakları iyileştirilmelidir.

Kamu da ciddi oranda eczacı ihtiyacı var iken; Kamuda çalışan eczacılarımızın özlük hakkının iyileştirilmemesi, görev tanımının sağlıklı yapılmaması nedenleri ile kamuda çalışan eczacılarımız ciddi sıkıntılar yaşamaktadır.

Dünya'da ve ülkemizde yaşanan tüm değişimlerin insanların daha iyi yaşam adına gerçekleşmesini, Irak, Filistin ve diğer insanlık dışı savaşların, katliamların, işkencelerin, emperyalist güçlerin sömürgelerinin bittiği barışsal bir dünyanın egemen olmasını ve sorunlarından arınmış yaşanabilir çağdaş bir Türkiye temennisi ile tüm insanlarımıza sağlık diliyoruz.
Tüm Eczacı meslektaşlarımızın 14 Mayıs Eczacılık Gününü Kutluyoruz

Saygılarımla

Adana Eczacı Odası
Yönetim Kurulu Adına Başkan
Ecz. Burhanetin BULUT

23.05.2005