ODA BAŞKANIMIZIN 43. DÖNEM I. BÖLGELERARASI TOPLANTISI KONUŞMASI

Sayın Başkan,

Merkez Heyeti Üyeleri,

Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri,

Yüksek Haysiyet Divanı Başkan ve üyeleri,

Bölge Eczacı Odalarımızın Başkanları, Yöneticileri, Delegeleri

Ecza Kooperatiflerimizin Başkanları,

Hepinizi şahsım ve Adana Eczacı Odası adına saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Konya Eczacı Odamıza da ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.

Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin’de uygulanan karantina önlemleri küresel ekonomi de sıkıntı yarattı. Savaşı belki unuttuk ama en çok zarar gören kadınlar ve çocuklar unutulmamalı.

Petrol fiyatları küresel artış sergilerken enerji giderek pahalılaşıyor. İnsanlık enerjideki bu artışı karşılayamayacak güne gelmeden tasarrufa ve temiz enerjiye dönmek gerekmektedir.

Gıda tedarikine ilişkin endişeler artıyor, küresel sıcaklık artışı küresel kuraklığa işaret ediyor.

Ülkemizde büyüme yaşandığı söyleniyor ama büyümeyi gören yok, gerçek enflasyon da açıklanan rakamların çok üstünde.

Doğu Akdeniz’de sorunlar bitmemişken şimdi de Yunanistan silahsız olması gereken adaları silahlandırmaya ve Türkiye’yi tehdide devam ediyor. Yeni bir kriz daha sırada bekliyor.

Peki ECZACILIK nereye gidiyor, ne yapmaktayız, ne yapmalıyız?

İlaç için yıllardır savunduğumuz bir olgu vardır; “İLAÇ ERİŞİLEBİLİR, BULUNABİLİR, ALINABİLİR” olmalıdır. Yani ucuz olacak, her eczane ecza deposunda bulabilecek, her hasta her eczaneden erişebilecek olacak. İlaç yokları almış başını gidiyor %4’lerden %17’lere %20’lere çıkmış durumda. Her 5 ilaçtan biri yok. Her ilaç önemlidir, her ilaç hayati öneme haizdir. Eczacı Odalarımız yaptıkları açıklamalarla ilacın bulunamadığını haykırmaktadır ama ne yazık ki duyan yok….

Olmayan ilacın olmadığını göstermek gerekmektedir. Türkiye’de günde 100.000 kutu satışı olan bir ilacın Türkiye’de 5.000 kutu olması sorun değil de nedir? 95.000 hastanın ilaca erişememesidir. Merkez Heyetimizin de artık ilaç yoktur demesi gerekmektedir. TEB web sitesinde bulunmayan ilaçlarla ilgili bildirim ekranı yer almakta, oradaki verilerle vatandaşın sıkıntısı ve ilaca ulaşamadığı medya gücü de kullanılarak kamuoyuna aktarılmalıdır.

İlaç yokları yerli üretim ile sona erer. Üretim ekonomisini harekete geçirmek zorundayız. Yerli üretim olmadıkça, en basit ilaç bile bulunamaz hale gelecektir.

İlaç, eczaneye geldiğinde değer kazanır, ticari bir mal olmaktan çıkar, hayati öneme haiz elzem bir ürün haline gelir. İlaç, eczacı varsa değer kazanır. Ama eczacının da desteğe ihtiyacı vardır. Ucuz ilacı savunuyoruz ama ilaç değersiz hale getirilmek isteniyor, buna engel olmamız gerekmektedir.

Majistral tarifemiz uzun yıllardan sonra güncellendi; azdır-çoktur dan önce her şeyin neredeyse haftalık fiyat güncellendiği memleketimizde sadece eczacının yaptığı majistral ilaçlara fiyat güncellemesi yapılmadı. Sağlık Bakanlığı güncelledi, ama ne Komisyonmuş ki toplanıp daha Majistral Tarife Medula’ya yansımadı. Ama biz zararına hizmete devam ediyoruz ne yazık ki.

Enjektör fiyatları ve iğne ucu fiyatları güncellemesini söylemeyim diyorum ama 5 katına çıktı fiyatlar, insaf artık insaf…..Daha ne kadar zararına satacağız????

Kamu Kurum İskontosu vermeyen ya da eksik verilen ilaçlarla ilgili sıkıntı devam ediyor. Sorun giderek de büyüyecek, Sosyal Güvenlik Kurumu medula’da fark çıkmadığı ve hastadan talep edilen aradaki fiyat farkının Kurumdan kaynaklanmadığından bahisle eczanelere 5.3.1 den işlem yapmaya başladı. KKİ vermeyen ilacı hastaya yok deyip vermemek çözüm değil, ama eczacı mağdur kim çözecek? Mahkemedir, ihtardır, baskıdır ne gerekiyorsa yapalım artık.

SGK’nın medikal taratma dayatmasıyla uğraşıyoruz halen. Aralık ayında uygulamanın 1 Ocak 2022’den itibaren tüm Türkiye’de uygulanacağı duyuruldu. 10 Ocak 2022 de SGK Kurum duyurusunu yaptı, biz de yayınladık. Sonra ne oldu? Şubat ayındaki Başkanlar Danışma Toplantısı sonrası taratmayı kabul etmediğimizi de içeren deklarasyon yayınlandı. Sonrasında taratma işlemi yapılmayan evraklar için mahalde tespit işlemi yapılarak topluca teslim edileceği duyurusu yapıldı sonra vazgeçildi. Faturaları Odamızda topladık, resmi yazı ile teslim ettik ve bekliyoruz. Mahkeme açıldı bilgisinden başka akıbeti ne olacak belirsiz…

Medikal protokolü eczaneler için önemli bir kazanımdı. Vazgeçemeyiz, vazgeçmemeliyiz. Eczaneden fatura edilen medikalin ifadelere göre %80’i hasta bezleri idi. Şimdi ne oldu? Kurum ileride duyuracağı hastaya ödemeli sisteme geçeceğini duyurdu. Hasta bezine de sahip çıkmalıyız. Dava açmalıyız. Sonrasında ucuza temini sağlayıp, eczanelerden alınabilir fiyat ile hastalara ulaştırmalıyız. Bez üreticilerinin kabul etmediği ÜTS ve karekodu tek yapan olmalıyız belki de.

2021 SGK Protokolü geç oldu güç oldu, aradaki mahsuplaşma hayal oldu. Ne bitmez bir hesaplamaymış anlayamadık…

Ekim 2022 de tekrar sözleşme yapılacak, aynı yıl ikinci bir sözleşme ücreti için bir çözüm düşünülmelidir eczacıya nefes aldıracak, ekonomisini zorlamayacak bir çözüm.

Geçtiğimiz haftalarda hep birlikte yaşadık kamu eczacılarımızın haklarının verilmemesini….

Kamu eczacılarımızın da sorunları bizim sorunumuzdur. Keşke baskı unsuru olabilme imkanımızı kullansaydık, Meclis’in önünde kamp kursaydık keşke. Uzun bir yol da olsa kamudaki meslektaşlarımızın özlük ve emeklilik hakları için savaşmayı bırakmamak gerekir. Kamu eczacılarımız devletin ilacını koruyandır, hastanelerin işleyişini devam ettirenlerdir. Görmeyen gözlerin görmesi, duymayan kulakların duyması gerekmektedir. Devletin ilacını korurken şehit olan meslektaşlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Göç İdaresi Protokolü bu ayın sonunda yenilenmesi gerekiyor. Protokol ile ilgili görüş soruldu mu? Değişiklik talebimiz var mı? Ne oluyor? İyileştirme var mı? Bilen var mı? O da yok…..Sayın Başkan Göç İdaresi protokolünde ilerleyemediğimizi belirtti konuşmasında sonrasında radikal karar alabiliriz dedi. Sıkıntı varsa çözüm için niye Odalara danışılmadı ya da aktarılmadı anlayabilmiş değilim.

İletişim ve teknoloji çağında Oda Başkanlarını bilgilendirmede kullandığınız kanalda biz yokuz herhalde çünkü ne sorulara yanıt alabiliyoruz ne de bilgilendirme akışı sağlıyorsunuz.

Sayın Başkanım ortak akılı burada kullanmayacağız da nerede kullanacağız?

İFK ile ilgili de dedikodular geliyor. O haliyle eczacıların ölüm fermanıdır. Kabul edilemezdir, kabul edemeyiz kesinlikle.

Dünya, bilgi teknoloji dünyasında hatta sanal dijital dünyada. Bizim için yasak olan her şey konunun uzmanı olmayan, bilimsellikten ve kanıta dayalı tıptan uzak, reklam ve para kazanma hırsı ile kendini uzman olmayıp da uzman diye tanımlayan tarafından yapılmakta. Eczacıların alanında olan danışmanlık ve satışını yaptığı sağlık ürünlerinin sosyal medyadan ya da alışveriş sitelerinden gelişigüzel satışı bizleri endişelendiriyor. Bilgisiyle, mesleğiyle, emeğiyle eczacının danışmanlığında olan eczane ürünlerinin internet satışı üzerine çalışmalar yapmak zorundayız. Bilinçsiz ve sırf para kazanma odaklı olarak eczacıların dışında yapılanlar halk sağlığına zarar vermektedir, ucuz diye lanse edilen ürünler ya sahte ya da miadı geçmiş ürünler olmaktadır. Gıda takviyesi de olsa bu ürünlerin uzmanı olmayan kişiler tarafından sosyal medyada tanıtım reklam ve satışlarına tedbir alınması gerekmektedir.

Haysiyet Divanı ile ilgili birçok Oda Başkanımız bahsetti, tekrar etmeyeceğim. Ama Deontoloji Tüzüğümüzün de günümüze uyarlanarak, en az 20 yıl sonrası düşünülerek, yeni tüzük yapılması ya da güncellenmesi mümkün olmadığından Yönetmelik halinde güncellenmesi gerekmektedir.

Eczane ekonomileri ile ilgili Başkanlarımız aktardı. Vakit kaybetmeden;

  • Karlılık analizi çalışması yapılması,
  • Satışların maliyetinin belirlenmesi,
  • Tasarruf kalemlerinin belirlenmesi gibi eczane ekonomilerinin dibe doğru gittiği bu durumda tespit, analiz çalışmaları yaparak, meslektaşlarımızın bilgilendirilmesi ve eczane ekonomileri ile ilgili farkındalık yaratılması sağlanmalıdır.

Kamuda eczacının çalışabileceği alanları arttırmak zorundayız. İstihdam büyük bir sorun olarak önümüzde bekliyor. Cezaevi, Emniyet Kriminoloji, AdliTıp, Gümrükler, AFAD, Göç İdaresi ve daha birçok eczacının çalışabileceği kurumlarda eczacı istihdamı için çalışmamız gerekmektedir. Önümüzdeki yıllarda gelecek 4000 üzeri mezun ile istihdam sağlayamazsak hepimiz sıkıntıya düşeriz.

Uzaktan Sağlık Hizmetleri, uzaktan da olsa tedavinin ana unsuru olan ilaç eczacının sorumluluğundadır. İlaç ve eczacılık hizmeti eczacı dışında bir meslek grubu tarafından görülemez. Sayın Sağlık Bakanı, eczacıları hep unutuyor ama Uzaktan Sağlık Hizmetlerinde eczacısız ilaç hizmetinin olamayacağını unutmaması gerekir.

Yardımcı eczacılar için destek ve teşvikler gerekmektedir. Bunun için hep birlikte, destek ve teşvikler için çalışalım.

Değerli Meslektaşlarım,

En büyük örgütlenme mücadelenin içinde olur. Gerektiği zaman mücadeleden kaçınmayalım. Tüm meslektaşlarımızın kulağı Konya’da, bu toplantıdan önemli kararlar bekliyorlar. Eylem için, heyetimizin yanındayız, ne karar alırlarsa arkalarındayız.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.