2021-2022 Olağan Mali Genel Kurul Açılış Konuşması

Dünyada savaşlar bitmek bilmiyor. Yanı başımızda hala devam eden Rusya-Ukrayna savaşı masumları hedef almaya devam ediyor. Küresel güç odakları Rusya karşısında yer alırken, Rusya da enerji ve gıda vermeyerek karşısında olan ülkeleri zorlamaktadır. Küresel hegemonyada ülkeler savaşırken, bundan en çok zararı yine masumlar görmektedir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmaları yapmaya başlamasından sonra, Yunanistan silahsız olması gereken adaları silahlandırmaya başlayarak taciz ve tehditlerine devam etmektedir. Ani bir kıvılcım ile her şeye bir çatışma ortamındayız.

Ülkemizde döviz, enflasyon derken sıkıntılı bir ekonomik kriz yaşamaya devam ediyoruz. Döviz, hızlı bir yükselişte bütün fiyatları arttırırken, gelirler ne yazık ki eriyip gitmektedir. Döviz ve enflasyon sarmalının etkisini uzun dönem yaşamaya devam edeceğiz gözükmektedir.

Tarımda kendine yeten bir ülke olmaktan çıkıyoruz, üretilen gıda yetmemektedir. Üretimi arttırarak, üretim ekonomisine destek verilerek sıkıntıyı aşmamız gerekmektedir. İlaçta da yerli üretim olmamasının sıkıntısını yaşıyoruz. Değil eczaneler, hastaneler bile serum bulmakta zorlanıyor. Her ilaç zammı öncesi ilaçların piyasaya verilmemesinden de daha da kötü duruma düşmüş haldeyiz, her 5 ilaçtan biri bulunmamaktadır. Biz eczacılar olarak hep ilacın ucuz, erişilebilir, bulunabilir olmasını savunduk, savunacağız; ilaca değer verilmelidir. Artık ticari bir meta gibi değil sağlık için elzem bir ürün olarak değer kazanmalıdır. İlaçta yerli üretim artırılmalıdır.

İlaç tedavinin ana unsurudur, ilacın tek yetkilisi uzmanı da eczacıdır. Eczacısız, ilaç ve eczacılık hizmeti verilemez. Bunu duymayan kulakların duyması, görmeyen gözlerin görmesi gerekmektedir. Eczacılar zor durumdadır, durum tespitlerinde eczacıların bir kredi borcunu bir başka kredi borcuyla ödemeye çalıştığı, borçlanarak ve kredi kullanarak hizmete devam ettiği ortaya çıkmıştır.

Meslekte karşı karşıya kaldığımız sorunlar katlanılamaz bir boyuta ulaşmıştır. Eczacılar öz sermayesinden de kaybetmeye başlamıştır. İlacı devletin belirlediği kar ile satarken, kademeli karlılık ile belli oranda kazanç sağlamaktadır. Buna ilave gelir olacak mal fazlası ya da iskontolar da artık kalmamıştır.

İlaç Fiyat Kararnamesi düzeltilmek zorundadır. 13 yıl boyunca güncellenmeyen fiyat baremlerinden kaynaklı, ilaca zam geldikçe ve ilaçlar 100 TL’nin üzerine çıktıkça karlılığımız azalmaktadır. 9 Temmuz değişikliği ile 100 TL’nin üzerindeki ilaçların pazar payı %57’lere ulaşmış durumdadır. Sattığımız her iki ilaçtan birinde masraflarımızı çıkaracak kazanç bile sağlayamamaktayız.

Sağlıkta tasarruf olmayacağını bir kez daha haykırıyoruz. Halkın sağlığından, halkın ilacından tasarruf olmaz. Halkın sağlığı ile oynamayın artık. Tasarrufu gereksiz ve uçulmayan havaalanları yapmayarak yapın, araç geçiş garantisi vermeyerek, geçmeyen araçların garantisini ödemeyerek yapın. Sağlıkta yapılmayan, ilaçta uygulanmayan tasarruf yöntemi kalmadı artık, ilaçtan tasarruf olmaz. Döviz karşısında sermayemiz de eridi gitti, ilaç ucuz, ama değersiz hale geldi. Bu dönemsel Avro Değerlendirmesi ve bu İlaç Fiyat Kararnamesi artık işlemez hale gelmiştir, acilen müdahale edilmesi ve düzeltilmesi gerekmektedir. Fiyat baremlerinin 6 kat arttırılarak, eczacılığın kötüye gidişinin durdurulması gerekmektedir.

İlaç, eczanede değer kazanır, eczacının bilgisi ve emeği ile değer kazanır. İlaç, değersiz hale getirilerek, eczacının emeği ve bilgisi de değersiz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Buna hep birlikte karşı çıkmamız gerekmektedir. İlaç yoklarının sorumlusu eczacı değildir. İlaç fiyat farklarının sorumlusu eczacılar değildir. Eczanelerde bulunmayan her ilaçta, fark çıkaran her ilaçta eczacılar hastalarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumun sorumlusu biz değilken, bizim sorumlu tutulmamız kabul edilemezdir.

Gıda takviyeleri konusunu her ortamda, her fırsatta aktarmaya çalışıyoruz. İlaç formunda olan etken madde içeren her ürün ilaçtır. Letal dozu, maksimum dozu, etkileşimi vardır, gıda takviyesi adı altında ilaçlar pazarlanarak halk sağlığı yok sayılmaktadır. Bilinçsiz ve gereksiz tüketim ile halk sağlığı zarar görmektedir. Gıda takviyeleri Sağlık Bakanlığından ruhsatlandırılarak sadece eczanelerden, eczacı danışmanlığı ve takibinde sunulmalıdır.

Geçtiğimiz yıl Eylül ayından itibaren SGK’dan medikal taratma dayatması ile karşılaştık. Şubat ayından itibaren taratılmayan evraklar Kurum tarafından teslim alınmadı. Burada Birlik olarak daha önceden tepki göstermeliydik, dava daha önce açılmalıydı ama geç kalındı. Odamız tarafından Kuruma topluca teslim edilirken taratılmayan evraklar, yine topluca Odamıza teslim edildi. Evraklar Odamızda muhafaza edilerek mahkeme sonucu beklenmektedir. Medikal taratmaya hayır diyerek, dayatmanın karşısında duran meslektaşlarıma bir kez daha teşekkür ederim.

Eczanelerden yüksek oranda karşılanan hasta bezleri için yeni bir ödeme yöntemine geçildi. SGK’nın ÜTS kaydı ve karekod uygulaması talebine hasta bezi üreticileri karşı çıktılar. Burada eczacılar olarak biz karekodlu ve ÜTS’li hasta bezi üretseydik, belki önemli bir kalemi tüm eczacılar verebilecekti ama ne yazık ki olmadı.

Sağlıkta şiddet, ne yazık ki son bulmuyor. Cezalar ve yaptırımlar yetersiz kalıyor. Daha etkili cezalar ve yaptırımlar uygulanmalıdır. İlaç yokları ve ilaç fiyat farkları nedeniyle eczacılar da hastalarla karşı karşıya gelmektedir. Sorumlu olmadığımız bu durumda hastaların hedefi olmaktayız. Sağlıkta şiddetin hedefi eczacılar da olmaktadır. Eczaneler ve özellikle nöbetçi eczaneler için güvenlik önemleri arttırılmalı, Emniyet’e bağlı acil imdat butonları eczanelere konulmalıdır. Eczacılarımızın ve eczane çalışanlarımızın can ve mal güvenliği sağlanmalıdır. Bizler hak etmediğimiz bir şeyi talep etmiyoruz, zararına sattığımız, hastaya vermek zorunda olduğumuz enjektör bedellerinin fiyatının günümüz fiyatlarına güncellenmesini istiyoruz. Hastaların neden fazla alıyorsuna ithamları ile karşılaşmamak istiyoruz. Aynı sorun kamu kurum iskontosu uygulamayan bazı ilaçlarda da yaşıyoruz, 85 kalem ilaçta, firmalar tarafından kamu kurum iskontosu eksik uygulanmakta ya da hiç uygulanmamaktadır. İlacı hastaya ulaştırmak isteyen bizler zor durumda kalmaktayız, zarar etmekteyiz. Kamu kurum iskontolarının ilaç firmaları tarafından doğru, eksiksiz ve tam uygulanması sağlanmalıdır. Bazı ilaç firmaları da ecza depolarından eczaneye fatura edilirken kamu kurum iskontosunu eksik uygulayıp daha sonra SGK’ya satıldı ise evrak, görüntü, belge ile fatura kesilerek eksik ödemeyi geri ödemektedir. Bu kabul edilemez durumun acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Bizler, asli görevimizi yapmak istiyoruz, bürokrasi ile uğraşmak istemiyoruz.

Her geçen yıl eczacılık fakülteleri sayısı ve mezun sayısı artmaktadır. 60 eczacılık fakültesinden sadece 14’ü akredite eczacılık eğitimi verebilecek kapasiteye sahiptir. Eczacılık fakültesi kontenjanları 1800’lerde iken 2021’de 4220, 2022 yılında 4300 öğrenci eczacılık fakültesine girmiştir. Eczacı öğretim üyesi olmayan, yeterli teknik altyapıya sahip olmayan eczacılık fakülteleri yerine ilaç AR-GE merkezleri kurulmalı, mevcut eczacılık fakültelerinin kontenjanları kademeli olarak düşürülmelidir.

Eczacılık fakültesi kontenjanları bu kadar yüksek iken istihdam sorunundan bahsetmemek de olmaz. 2012 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile eczane açılışlarına nüfusa göre sınırlama gelmiştir. İstihdam alanı olarak sadece eczane eczacılığı düşünülmemeli, eczacılığın diğer çalışma alanlarında da kadrolar oluşturulmalı ya da mevcut kadrolar arttırılmalıdır. Kamu hastanelerinde istihdam arttırılmalıdır. Yeni açıklanan Eczacı Yerleştirme Sistemi’nde Adana’da açılabilecek eczane sayısı Sarıçam 3, Saimbeyli 2, Aladağ 1’dir.

Yardımcı eczacılık için de kamuda istihdam sayısı arttırılmalıdır. Mezun eczacı sayımız arttığından yardımcı eczacı olarak çalışabilecekleri eczane bulmakta da sıkıntı yaşanmaktadır. İntörnlere sağlanan katkı gibi asgari ücret katkısı, SGK teşviği, hibeler, KOSGEB-İşkur destekleri yardımcı eczacılık için sağlanmalıdır.

Kamuda çalışan meslektaşlarımız da sıkıntıdadır. Ne yazık ki Haziran ayında kamudan emekli hekim ve diş hekimlerinde yapılan düzenleme kamudan emekli meslektaşlarımıza yapılmamış, hatta Meclis komisyonlarında taslaktan çıkartılmıştır.

Kamuda çalışan meslektaşlarımız hastanelerin can damarlarıdır, ilacın, sarfiyatın, ayniyatın sorumlulukları üzerlerindedir. Ağustos ayında Ek Ödeme Yönetmeliğinde eczacılar, hekim ve diş hekimlerinden ayrıştırılmıştır, ek ödemeleri artacağına toplamda ele geçen maaşları düşmüş durumdadır. Kamuda çalışan meslektaşlarımıza hak ettikleri değer verilmelidir. Emeklilik ve özlük haklarında iyileştirme yapılmalıdır.

Değerli Meslektaşlarım,

“25 Eylül Dünya Eczacılar Günü” kutlu olsun, bu yılın teması “Daha Sağlıklı Bir Dünya İçin Eylemde Birleşmiş Bir Eczacılık Şeklindedir.”

Eczacılıkta yaşanan hak kayıpları artık dayanılmaz noktaya ulaşmıştır. Adana Eczacı Odası olarak meslektaşlarımızı eczanelerinde ziyaret ederek 16 Ekim 2022 Pazar günü Ankara’da yapılacak mitinge çağırıyor ve sorunlarımızı yüksek bir sesle haykırmamızı aktarıyoruz. Kamuda çalışan meslektaşlarımızı ziyaret ederek, moral vererek, onların her zaman yanında olduğumuzu ve haklarını sonuna kadar savunacağımızı aktarıyoruz. Eczacılığın var olma savaşında hepimiz tek bir yürek olarak, sel gibi akarak Ankara’da yüksek sesle haksızlıklara dur demeliyiz. Duymayan kulakların duymasını, görmeyen gözlerin görmesini sağlamak zorundayız. Onun için ‘şimdilik’ diyerek açığız diyoruz. Çünkü yarın ne olacağını bizde bilmiyoruz. Büyük Eczacı Mitingi sonrası taleplerimize karşılık bulamadığımız takdirde tam gün eczane kapatma eylemimiz olacak, tarihi belli değil ama eczacılar olarak haykırdığımızda, eylem yaptığımızda hem ses getirdik hem de tüm meslek örgütlerine örnek olduk, yine aynı tarihi başarıyı hep birlikte el ele, omuz omuza başaracağımızdan şüphemiz yoktur.

Artık eczacılık mesleği için ayaktayız!

Artık hastalarımız için ayaktayız!

Geleceğe onurlu bir meslek bırakmak için ayaktayız!

Artık sesimizi duymazdan gelenlere bütün meslektaşlarımızla birlikte tek yürek seslenmek için meydanlardayız!

 

Şimdi zaman, hak arama zamanı!

Şimdi zaman sesimizi duymayanlara duyurma zamanı

Şimdi zaman tüm yaşanan haksızlıklara DUR DEME zamanı!

 

İlaç yokluklarına

İlaç fiyat farklarına

Kontrolsüz açılan fakültelere

Eczanelerdeki ekonomik çıkmaza

Kamu eczacılarının hak kayıplarına

Eczacıların yok sayılmasına

Eczacılık mesleğinin değersizleştirilmesine

 

16 Ekim Pazar günü hep birlikte

DUR DİYECEĞİZ!

Geleceğin eczacılığında bizleri neler bekliyor. Bürokrasiden ve angarya işlerden kurtulmuş bir eczacılık yaratmalıyız. Dijital teknolojiyi mesleğe entegre ederek ama insan ve halk sağlığı faktörünü unutmadan, etik kurallara uyan bir eczacılık modelini yaratmak zorundayız. En yakın sağlık danışmanı eczacı 7/24 kesintisiz bilgiyi dijitalde sağlamalıyız. Nöbetçi eczaneler ve nöbetçi sağlık danışmanları oluşturulmalıdır. İnsan faktörünü unutmadan teknolojiyi entegre etmeliyiz.

Değerli Meslektaşlar, Pandemide kaybettiğimiz meslektaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyoruz. Bu dönemde pandemi bitse de pandeminin bizleri bireyselleştirdiği, birbirimizden uzaklaştırdığı gerçeğini hep birlikte yaşadık. Gerçekleştiremediğimiz etkinlik ve projeleri yeni dönemde gerçekleştirmek için tüm gücümüzle çalışacağız.

Atık ilaç projemiz örnek olarak yaygınlaşmaya devam ediyor. Evlerde kullanılmayan, miadı dolan ilaçlarımızı gönüllü eczanelerimizde yer alan atık ilaç kutuları ile belediyelerimizle iş birliği yaparak toplanılmasını ve imhasını sağlamaktayız. Seyhan Belediyesi ile yaptığımız proje Çukurova İlçemizde de başladı, Sarıçam İlçemizde de hazırlıklar tamamlandı, yakın zamanda orada da başlayacak. Bu projenin önemi eczacıların halk sağlığı konusundaki görevlerini görünür kılmaktır.

Sağlık okuryazarlığı ile toplumda atık ilacın bilinçli olarak imha edilmesinin sağlanmasıdır. Buradan bu projenin devamlılığı ve halkımıza Akılcı İlaç Kullanımını ve sağlık okuryazarlığında bilinçlendirme çalışmaları yapan yoğun emek harcayarak okullarda öğrencilere, öğretmenlere, Odamızda muhtarlara ve halka aktaran gönüllü meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Seyhan Kaymakamlığı ile birlikte yine bilgilendirmeye bu sene de devam edilecektir. Halkın da bilgisi ve takibi var, onlarda akılcı ilaç kullanmak ve atık ilaç konusunda bilgilenmek istiyorlar. Gönüllü meslektaşlarım, bu sene onları da bilgilendirecekler.

Bölgemizde Güney Ecza Kooperatifi çalışmasını iki şube ile sürdürmeye deva ediyor. Ecza kooperatifimizin üye sayısını hep birlikte arttırmaya çalışıyoruz. Ecza kooparetiflerine desteğimiz hep vardı, her zaman da devam edecektir.

Geçtiğimiz yıl yapılan Genel Kurulumuzda verilen önergenin kabul edilmesiyle Adana Eczacı Odası Kadın Eczacılar Çalışma grubu kuruldu. Kadın meslektaşlarımızın ilgi ve destekleri ile başarılı çalışmalar yaptılar, sahaya inip, broşür dağıtarak, hediye çanta dağıtarak Kadına şiddet konusunda farkındalık yarattılar ve halkımızı bilgilendirdiler. Kadın Eczacılar Çalışma Grubumuzu bir kez daha teşekkürlerimizi iletiyorum ve başarılı çalışmalarının devam etmesini diliyorum. SUT ve SGK İtiraz değerlendirme komisyonumuza teşekkür ederim.

Değerli Meslektaşlar,

Sizlerden aldığımız güç ile yolumuza devam ediyoruz. Birlikte Yönetelim anlayışına verdiğiniz desteğe ve güvene teşekkür ederiz. Eczacılığı ve ilacı değersizleştirenlere karşı duvar gibi olacağımızdan şüpheniz olmasın. Buna kesinlikle izin vermeyeceğiz ve hep birlikte mücadele edeceğiz.

Plan ve projelerimizi hep birlikte hayata geçirmeye çalışacağız, zorlu dönemde fedakarca çalışan, katılımları ile bizlere destek olan kurullarda çalışan meslektaşlarımıza, temsilci ve temsilci yardımcılarına komisyonda çalışan meslektaşlarıma, danışman eczacılarımıza ve Oda personellerimize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.